|
Karakter boyutu :
KÜRT AÇILIMI ÜZERİNE10 Ağustos 2009, 03:33
Son yıllarda hararetli tartışmaların başında gelen azınlık hakları meselesi aslında azınlıktan ziyade ortaklık hatta çoğunluk hakları şekline dönüştü. Özellikle Ak Parti hükümeti döneminde gündemi oldukça fazla işgal etti. Peki tüm bunlara gerek var mıydı ? Ortada bir hak ihlali ya da yetersizlik söz konusu mu? Mağduriyet var mı, eğer varsa derecesi nedir? Şüphesiz bu konuyu en çok gündemde tutan GüneyDoğu Anadolu 'daki halkımızın sorunları ya da sorunlarının yansıtılış biçimi oldu. Kürt kökenli olmak veya Kürt olmak ülkede sorunlu olmak haline getirildi. Bir bardak su içerisinde fırtınalar kopartıldı. Şimdi işin içinden çıkmak oldukça zor bir hal aldı. Şunu öncelikle belirtmekte fayda vardır. PKK 'yı terör örgütü olarak görmeyenlerin gözünden olaya bakmak vatan hainliği ile eş değerdir. Hele ki bunun adını "demokratik haklar" çerçevesi içerisinde tanımlamak akılla özdeşleşen bir kavram olmasa gerek... Gece yarısı köy basıp masum insanları acımasızca öldürenler herhalde teröristten başka bir meslek sahibi olamazlar... Tüm bu ön söylemlere rağmen meseleye tarafsız gözden bakmak yine de doğru olacaktır. Başta Kürtler olmak üzere azınlıkların yeterli haklarının ülkede olmadığını iddia edenler ve bunu gündemde tutmayı başarabilen insanlar kimlerdir? Cevabı açık; herhalde sıradan vatandaşların bir ülkenin gündemini belirleme imkanı oldukça kısıtlıdır yani üst düzey bürokrat,iş adamı,yazar,sanatçı ya da siyasetçilerin düşündükleri ve konuştukları gündemleri oluşturur, işgal eder. Bu saydığımız her meslekten bugün Türk olmadığını rahatlıkla dile getirip, Türk'lüğü hiç bir surette kabullenmek istemeyen bir çok T.C vatandaşı ülkemiz sınırları içerisinde huzurlu ve rahat yaşamlarını sürdürebilmektedirler. Buradan anlaşılıyor ki Anayasa'da belirlenmiş olan vatandaşlık haklarını kullanabilme adına uygulamada bir sıkıntı kimse için bulunmamaktadır. DTP'nin iddia ettiği ve AKP'nin de kısmen kabullediği gibi bir Kürt probleminin ülkemizde var olduğunu söylememiz için sayacağım maddelerin gerçekleşmesi gereklidir. 1) Hangi aile Kürt kökenli olduğu için çocuğunu Türkiye'nin her hangi bir şehrinde okula yazdırırken sıkıntı yaşamıştır? 2) Hangi Kürt kökenli vatandaşımız ülke sınırları içerisinde rahatça gezememektedir? 3) Hangi Kürt; ülkemizde profesör, doktor, hakim, vb üst düzey memuriyet hakkından mahrum bırakılmıştır? Bu soruların üçününde cevabı elbette ki "hiç" ten başka olamaz. Yalnızca Kürtler için değil ülkemizde bulunan etnik kökeni farklı olduğu söylenen herkes için hiç bir ayrım sözkonusu olmamıştır. Kürt, Çerkes, Abhaz, Manav, Laz, Arap, Pomak, Gürcü,Rum ve daha sayamadığım bir çok farklı etnik kökenler ülkemizin güzel bir zenginliği, Türk'lük ve Türkiye yelpazesinin güzide kanatları olması gerekirken maalesef basit sebeplerlen ayırmaya kalkılmakta ve AB ile ABD başta olmak üzere tüm düşmanlarımızın ekmeklerine yağ sürülmektedir. Bugün " Ne Mutlu Türk'üm Diyene " sözü ileri boyutlarda tartışılmaya açılmıştır. Sebebi ise Türk olmayı sindiremeyenlerin sunduğu gerekçelerdir. Oysa bu söz hiç bir şekilde ırksal baskı amaçlı söylenmemiştir. Nitekim aynı Atatürk Türk'lüğü tanımlarken kendini Türk hissetmenin yeterli olduğunu ifade etmiştir. KÖKENİN HANGİ ETNİK YAPIDA OLDUĞU NE KADAR MÜHİM? Misal vermek gerekirse bugün; ülkemizde herhangi bir yerde, örneğin; Urfa'da Türk kökenli aşiretler ile Kürt kökenli aşiretler bir arada yaşamaktadırlar. Aynı durum Türkiye'de ki bütün farklı etnik gruplar için geçerlidir. Sakarya, İzmit civarlarında Boşnaklar, Çerkesler,Türkmenler ve daha bir çok topluluk beraber yaşayıp gelin, damat almışlar ve kaynaşmışlardır. Nice sayamadığım iller de aynı durumdadır. Ortak bir tarih geçmişine sahip olan insanlar arasında milliyet ayrımı yapmak sağlıklı sonuçlar veremez. Kaldı ki bu ortak tarih; din, kültür, örf ve adetlerle pekiştirilimişse ortaya atılan iddiaların temeli zayıf demektir. Bir başka örnek vermek gerekirse yine tarihte Osmanlı İmparatorluğu fethettiği bir çok noktaya Türk'leri yerleştirmiş olduğundan nerede olursa olsun safkan bir ırk kalma şansını düşük düzeye indirmiş ve Türkiye toprakları çok büyük oranda Türkleşmiştir. Bir başka nokta ise milenyum çağında ileri teknoloji ve ekonomik yetersizliklerden ötürü artan göçlerin etkisi ile coğrafi izolasyonların neredeyse hiç kalmadığı Dünya'da halen belli bir ırkın peşinde koşmak ne kadar mantıklı olabilir? PKK AMACINDAN SAPMIŞTIR PKK'nın kuruluş gayesi Güneydoğudaki feodal sisteme, ağaların başını çektiği kapitalist düzene karşı koymaktı. Ancak zamanla ABD ve AB'nin oyunlarıyla amaç değiştiren ve niyetin T.C düşmanlığı haline geldiği bir terör örgütüne dönüşmüştür. Tabii burada devletimizin otorite boşluğunu da fırsat bilen başka kötü niyetliler de menfaat için devrede bulunmuşlardır. Sıradan sol görüşlü bir örgüt dış kuvvetlerce desteklenip Türkiye için telafisiz acılara sebep verir olmuştur. Zamanında karşı oldukları aşiretlerden şimdi destek bulan ay yıldız düşmanlığından başka bir gayesi kalmamış, kendi amacına da hizmet etmekten acizleşen bir terör örgütü havasına bürünmüştür. Türklerin huzuru bozulsun da nasıl olursa olsun gibisinden eylemler giderek artmıştır. ÜLKEMİZDE KÜRT DEVLETİ KURULACAK OLSA KİMİN ELİNE NE GEÇER? Farzedelim ki bir Kürt Devleti Güneydoğu'yu da içeren topraklarda kurulmuş olsun. Bu durum da bu devlet nasıl ayakta durabilir, ayakta durma şansı var mıdır? Devlet yönetmek mağaradan peşmerge yönetmekle eş değer değilidir. Bir kaç tarım ürünü dışında bir şey üretemeyen bir ülke de istihdam nasıl sağlanabilir? Milli gelir hesaplaması nasıl yapılır? Olası bir Kürt Devleti'nde maddi anlamda tek kaybeden onlar olacaktır. Bunun tersi mümkün değildir. Yine maddi anlamda kazanan Türkiye olacaktır ancak bunlar kesinlikle düşünülmemelidir, binlerce şehit kanı ile Kurtuluş Savaşı'nda birlikte kurtardığımız topraklarımızın tek karışı pazarlık konusu olamaz. DTP ve AKP'NİN DÜŞÜNDÜĞÜ ALMANYA MODELİ DTP'nin en baştaki sıkıntısı dil ve isimler üzerinde yoğunlaşıyor. Almanya'da Türk'lere tanınan isim ve dil özgürlüğünü buraya uygulamak istiyorlar. Yani bir Türk'ün Almanya'da yaşaması kadar yabancı hissetmeleri bana işin en tuhaf gelen yanıdır. Bir Kürt'ün Türkiye'de yaşaması ne derece buna benzeyebilir? Seçmeli olarak Kürtçe dil okutulması okullarda kendilerini tamamen azınlık sınıfına koymaya çalıştıklarının bir göstergesidir. 70 milyonda, nüfusu 15 milyon olan bir milletin azınlık sayılmasının mantığı olamaz. İsim konusunda ise Türk alfabesinde olmayan q,x,w harflerini kullanmak istemeleri kabul edilemez. Öncelikle söylemeliyim ki Türk Devletinin sağlıklı şekilde sürmesi açısından bu mümkün değildir. Çünkü ülkenin resmi dilinin alfabesi tektir. Bu kadar yoğun bir nüfus için böyle bir ayrıcalık tanımak ileride Türk Kürt düşmanlığının temellerini atacak boyutlara ulaşabilir. Şöyle ki kayırmacılık artabilir ve milleti millet yapan unsurlardan biri olan dil erimeye başlar. Zaten buna gerek var mıdır? Bugün kendi aralarında Kürtçe konuşana kim ne demekedir? Keza benim aslen memleketim olan Artvin/Arhavi'de de insanlar Lazca ve Türkçe'yi birlikte konuşmakta ve hiç bir sıkıntı olmamaktadır. Mesele bir dil, kültür yok oluyor a gelecekse TRT'nin Kürtçe TV kanalı açılması ile bu da şu an için iddia edilemez. Ayrıca etnik dilde yayın yapan bir TV kanalı da gerekli değildir. 1000 yıllık tarihimiz var diyenler 10 yılda mı kendi dillerini unutacaklardır? Bunlar yalnızca bahanedir. ÜST KİMLİK ALT KİMLİK TARTIŞMASI Geçtiğimiz yıllarda Türk'lüğün üst kimlik olduğunu söyleyen Başbakan kendi alt kimliğinin de Gürcü olduğunu eklemişti. Buna ne gerek vardı? Bu söylemin ardından çok mu sorun düzeldi ? Türkiye Cumhuriyet'i vatandaşı olan herkes Türk'tür demek zor mu geldi? Bu ülkede yaşayan her etnik grup Türk'tür, kabullenmek istemeyene de kapı göstermek doğru olan yoldur. Aksi takdirde Barzani gibi sahte lider parçaları bile Türkiye üzerine yorum yapma hakkını kendinde bulur. TÜRKEŞ'İN UNUTULMAYAN SÖZÜ Rahmetli Alparslan Türkeş herhalde Türk Milliyeçiliği ideolojisinin siyasal platformda ki en hararetli savunucu liderlerinin başında geliyordu. Kendisinin Kürtler için söylediği net ifade Kürt açılımı peşinde koşanlara ders niteliğinde idi. "Kürtler ne kadar Türk ise Türk'ler de o kadar Kürt'tür". Yani aslında Türkiye'de hiç kimse arasında öyle yansıtıldığı gibi büyük farklar yoktur. NETİCE Sorun Kürt sorunu değil, Kürtçülük sorunudur. Bu sorun ise yozlaşan demokraside daha da büyümüştür. Sorunu; eğitim,istihdam ve her noktaya hizmet ile çözmek gereklidir. Dil veya toprak tavizleri ile sadece bölünme olur. Ben inanıyorum ki GüneyDoğu daki vatandaşlarımız Türkiye'nin büyük bölümünde ortak sıkıntı olan geçim derdine biraz çözüm görebilseler "bebek katili" veya onun meclisteki temsilcilerinin oyunlarına gelmeyeceklerdir. Türkiye Cumhuriyeti'ni can-ı gönülden benimsemiş, Türk olmakla gurur duyan, kendi etnik kökenini Kürt olsun, Arap olsun, Ermeni veya Rum olsun farketmez kültürel zenginlik olarak gören herkese Trabzon'dan saygı ve sevgiler... Bu haber 886 defa okunmuştur.
|
SON HABERLERFOTO GALERİ
SİTE ANKETSON YORUMLANANLARVİDEO GALERİ
KÖŞE YAZARLARI
ASTROLOJİHAVA DURUMU
DÖVİZ
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
