Yapılmak istenen açılımın adı değişti ve demokratik açılım adını aldı. Aslında daha iyi oldu. Türkiye'nin bir takım eksikliklerini birilerine uyupta kimliksel sorun gibi göstermeye çalışmak anlamlı olmazdı.
Bir başka açılım konusu ise komşumuz Ermenistan ile 16 yıldır kapalı olan sınır kapısının tekrar açılması üzerine. İki tarafta şartlar sunuyor fakat Ermenistan makul olmaktan biraz uzak gibi... Konuyu biraz açmak gerekiyor.
Karabağ sorunu uzun yıllardır var. Azerbaycan 'da iki ırmak Kür ve Aras ve Ermenistan'a bağlı Gökçe Gölü arasında dağlık bölgenin adı Karabağ. Yani güzel bir konuma sahip olması değerini tarih boyunca hep arttırmış. Dağlık Karabağ ise Karabağın bir kısmının ya da bir bölgesinin adı. SSCB dağıldıktan sonra Ermenistan bu bölgede hak iddia ediyor ve 30 yıl önce bir kargaşa başlıyor. Bu iddianın ise en önemli sebebi bölgedeki nüfus oranları. Ağırlıklı olarak Ermeniler yaşıyor ancak Azeriler'de az sayılmazlar. Her şeye rağmen "hukuk" bu bölgeyi Azerbaycan'a ait gösteriyor. Maalesef Azerbaycan'a desrek veren ülke az. Destek sıkıntısı dünya da hep var olmuş, özellikle az gelişmiş ülkeler adına... Fakat batı dünyası doğuya karşı genelde birlik içinde olmayı tarih boyunca başarabilmiş ve Ermenistan'da günümüzde destek bulabiliyor.
Ermeni soykırımı konusunda orta yolu bile bulmaya yanaşmayan Ermenistan'a kapıları açmak ne derece doğru olur? Getirisi olacaksa bile ülkelerin onurları yok sayılmamalıdır. Hocalı katliamı için Batı dünyası neden elle tutulur tepkiler vermez bu da düşünülmelidir. Oysa ki Ermeniler'le sorun yaşamak gibi bir oluşum içinde olmak zaten istemeyiz. İki millet yüzyıllarca birlikte yaşamış kardeş halklardır. Maalesef devlet politikaları insanların kardeşliğinin tarih boyunca önüne geçmiştir.
Demokratik açılım ülkenin kalkınması kanayan yaraların ortadan kaldırılıması için teklif edildi. Daha önceki yazımda açılımın ilk adı olan Kürt Açılımı'na karşı olduğumu bunun bir kimlik belirsizliği meydana çıkaracağını savunmuştum. Yine aynısını söylüyorum. Esasında terör örgütüne değer veren, bebek katiline fikir sorulsun diyen zihniyet ile yani DTP ile beraber açılım yapılmasına karşıyım. Türkiye Cumhuriyet'ini tehdit ederek, şartlar koşarak adım atarız diyen, aldığı 2 milyon oy ile diktatörlük yapmaya uğraşan Ahmet Türk ve ekibine karşıyım. Hiç samimi gelmedikleri gibi zaten toprak olarak ayrılmak istemeyiz gibi sahte sadıklık gösterileri de yapıyorlar. Hükümette bunun farkında aslında ve her denilene peki demiyor. Muhalefetin de hükümetin bu olumlu tarafını görmesi gerekiyor. Bu işe adını en başta ayrı bir kategoriye koymadan, T.C olarak Ankara'dan doğuya hizmet,yatırım şeklinde direkt uygulama olarak başlansaydı çok daha doğru olurdu. "Açılım" adı altında yapılması fırsatçılara gün doğurdu. Her zaman söylediğim gibi etnik kimlik her ne olursa olsun milli kimlik Türk'lüktür. Muhakkak ki etnik kimliklere asimilasyon uygulanıp bastırmak ta doğru olmaz. Geçmişte yapıldıysa da üzücüdür ancak geleceğe bakılmalıdır. Resmi işler yalnızca millik kimlik ile gerçekleşmelidir. Bu yüzden eğitim de ana dil Türkçe 'den başka bir dil ile olamaz. Ya da devlete ait bir etnik dilde tv kanalı açılması doğru olmaz. Alternatifi özel basın - yayın mıdır? Devlet denetimi ile evet olabilir ancak şu anda ortamın güven telkin etmediği bir gerçek. Türkiye bu kadar demokrasiye belki de hazır değil çünkü halkı en hassas konularda istismar eden meseleler üzerine siyaset yapanlar var...
Kısacası açılım yapılırken taraflar en başta dürüst olmalı ve tabii ki samimi davranmalıdırlar. Maalesef iki konu da da sadece tek taraflı samimiyet ve dürüstlük sözkonusu. "PKK ANALİZİ" adlı yazı dizimde var olan sıkıntıları daha derin inceleyeceğim ve tarihten örnek ve deliller ile gündem konularını yorumlayıp çözümler sunmaya çalışacağım. İyi bayramlar...