|
Karakter boyutu :
Utku ÖZBAY
Korsan Kitap Kurdu Türkiye!23 Ekim 2009, 16:38
utku.ozbay@gmail.com
İstanbul Valisi Muammer Güler’in açıkladığı resmi rakamlara göre, İstanbul’da son üç günde 1.5 milyon korsan kitap ele geçirilmiş. Olay, basına şöyle yansımış: “Güvenlik Şube Müdürlüğü, son 3 günde Sultangazi ve Zeytinburnu’nda 6 ayrı depo ve mücellithaneye operasyon düzenledi. Baskınlarda 1 milyon beş yüz bin korsan kitap, kesme ve ciltleme makineleri ele geçirildi.” (*) * * * * * Ele geçirilen korsan kitaplar, Emniyet Müdürlüğü’nün Vatan Caddesi terleşkesinde; Vali Muammer Güler, Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, yazarlar Ahmet Ümit, Yazgülü Aldoğan ve Serdar Özkan’ın da katıldığı toplantıda basına gösterildi. Bu haberi okuyunca aklımda bir sürü soru işareti uçuşmaya başladı. Ülkemizin, insanlarımızın durumunu düşündüm uzun uzun. Vali Güler ve Emniyet Müdürü Çapkın, korsan kitap basımını “hırsızlık” olarak nitelemiş. Hatta Çapkın, “sinek” ve “bataklık” benzetmeleri yapmış ve şöyle demiş: “ Operasyon, üretimin yapıldığı kaynağa düzenlendi. Bu sinekleri tek tek yakalamaktansa bataklığı kurutmaya yönelik bir operasyon.”
* * * * *
Diğer yandan Vali ve Emniyet Müdürü’nün en yetkili ağızlar olarak korsan kitabı “hırsızlık” olarak nitelendirmeleri çok doğrudur. Ama… Bir yandan bu “bataklığı” kuruturken, diğer yandan da bu “bataklığın” oluşum sebebinin araştırılması gerekmektedir. Bir insan neden orijinal kitap yerine bandrolsüz, basımı, cildi kalitesiz olan “korsan” kitap almayı tercih eder?.. Okuyucuyu korsana yönelten sebepler nelerdir?.. Okuyucuyu korsana yönelten en önemli sebep “hayat şartlarıdır”.Yani ekonomik nedenlerdir, diyebiliriz. Gazetelerin kitap eklerinde, edebiyat dergilerinde, gazetelerin köşelerinde yazan yazarlar ve gazeteciler sürekli yakınırlar: “Kitap okumayan bir milletiz,” diye. Kıyaslamalar yaparlar: “Şu verilere göre, şu yılda, şu aylar arasında…” diye başlayan kıyaslamalar… “Japonlar şu kadar okumuş, biz bu kadar okumuşuz” diye başlayan ve aradaki “derin farkı” gösteren komik kıyaslamalar… Kişi başına senede ortalama kaç kitabın düştüğünü belirten sayısal veriler… * * * * * Eğri oturup doğru konuşmakta ve realist düşünmekte fayda var. Türkiye’de asgari ücret ne kadar?.. Bakmayın siz 720 TL filan dediklerine! Çoğu insan, 650 liraya çalıştırılıyor. Peki, ayda 650 TL ile geçinmeye çalışan bir ailenin, elektriği, suyu, kirayı, çocuklarının masraflarını (okul masrafları da dahil olmak üzere), gıda, giyecek masraflarını vs. “tam anlamıyla” karşılayabiliyor mu?.. Hayır! Peki, bu insanlar için, örneğin 20 TL’ ye bir kitap almak nedir?.. Adetâ zulümdür! Lükstür! Ülkemiz şartlarında bir kitaba, en basitinden 20 TL vermek, hele bu insanlar için zor, hatta imkânsızdır. * * * * * Bu sebeplerden dolayıdır ki, kitap okumak isteyen bu şartlardaki insanlar, korsana yönelmek zorunda kalmaktadırlar. Korsan kitap ucuzdur, 20 liralık bir kitabı, 5 lira gibi bir rakama almak mümkündür. Bu yüzden… Yayınevleri ve yazarlar -devlet de aldığı vergiyi azaltmalı-, kazançlarından biraz fedakârlık yapmaları gerekse de, kitap fiyatlarını düşürmelidirler. Çünkü kitap okumak sadece parası bol olanın hakkı değildir. Kitap okumak herkesin hakkıdır.
* * * * * Bir örnek teşkil etmesi açısından, Japon yazar Haruki Murakami’nin son kitabı Sahilde Kafka (Doğan Kitap)’yı ele alalım. Sahildeki Kafka, yakında Doğan Kitap’tan çıkacak; Vatan gazetesinin kitap ekinde, Saadet Özen’in kitap hakkındaki eleştirisinden ve tanıtımından da anlıyoruz ki, Murakami’nin bu eserinin fiyatı 33 TL olarak belirlenmiş! Hal böyle olunca, “bataklığı kurutmaya” yönelik çok büyük çaplı operasyonlarla milyonlarca korsan kitap da ele geçirilse, bu bataklığı kurutmak çok zor, hatta imkânsızdır. Bu yüzden yazar Ahmet Ümit’in vurgulamalarını, mekanizmanın daha sağlıklı işlemesi, korsanın “tamamen” bitirilmesi ve halkın da mağdur olmaması açısından çok doğru buluyorum. Ahmet Ümit, basın mensuplarına yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Orijinal kitaplar pahalı olabilir. Ancak bunun yolu korsan kitap almak olmamalı. Devlet, aldığı vergiyi azaltır, yayıncılar kendi haklarına düşen neyse yaparsa ben de kendi hakkım olan telif hakkından tavizler veririm.” Çok yaşa Ahmet Ümit! Bu hassasiyeti tüm yazarlardan ve yayınevlerinden bekliyoruz. (*) Vatan gazetesi, 21 Ekim 2009, Çarşamba Bu haber 628 defa okunmuştur.
|
SON HABERLERFOTO GALERİ
SİTE ANKETSON YORUMLANANLARVİDEO GALERİ
KÖŞE YAZARLARI
ASTROLOJİHAVA DURUMU
DÖVİZ
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
