|
Karakter boyutu :
10 KASIM 1938 VE SONRASI09 Kasım 2009, 17:00
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, ilk cumhurbaşkanı, gelmiş geçmiş siyasi ve askeri en büyük lideri Mustafa Kemal Atatürk'ü vefatının 71.yılında saygıyla anıyoruz. 29 Ekim 1923 te genç bir cumhuriyetin kuruluşundan bu yana geçen 86 yılda ülkemiz adına tartışmasız en verimli geçen dönem Ata'mızı kaybedene kadar kendisinin millete liderliğe devam ettiği,yol gösterdiği 15 senelik zaman zarfıdır. Nutuk konuşmasındaki "az zamanda çok ve büyük işler yaptık" sözleri ile vefatından sonra geçirdiğimiz süre karşılaştırılırsa sarf ettiği sözlere ne derece hak verilmesi gerektiği anlaşılacaktır. Kısaca bazı önemli gelişmeleri sıralamak istersek; 1926 da Kayseri'de açılan uçak fabrikası, 1927 yine Kayseri Bünyan ve Bursa'da dokumacılık fabrikaları, 1928 de Ankara'da çimento fabrikası, 1929 da Ford ile anlaşılarak kurulan otomobil montaj fabrikası, 1934 Bakırköy Bez Fabrikası, 1935 te Paşabahçe Cam Fabrikası, 1936 da Çubuk Barajı ve İzmit Kağıt Fabrikaları bunlardan sadece bazılarıdır. 1926 da çıkarılan Kabotaj Kanunu ile denizciliğimiz ve deniz ticaretimizin uzun dönemde gelişmesi planlanmıştır. Aynı yıl, tarım işlerinde kullanılacak makineler için teşvikler ve istisnalar uygulanmıştır. Demiryollarının devletleştirilmesi zaten başlı başına bir yatırımdır. Ulaşım ağının üstünlüğü bir ülkede halka rahatlık sağladığı kadar gelişmişlik olgusuna hoş bir manzara da katar. 2010 yılına az bir zaman kala düşündürücü bazı gerçeklere değinmek istiyorum. Ekonomik olarak hayata borçlu başlamış bir Cumhuriyet'in kısa zamanda böylesine önemli atılımlar yapması dikkat çekicidir. Kurtuluş Savaşı'nı Türkiye'nin her bölgesi düşman işgalindeyken kazanmamız dikkat çekiciliğin ilk noktasıdır. Bu başarılara sebep Türk Ulusunun birbirine olan kenetlenmesi ve başarıya olan inancıdır. Dürüstlüğü, öğrenmeye ve ilerlemeye olan ilgisidir. Bazı değerlerin tartışılmaz olduğuna gerçekten inanıp, binayı bu prensibe göre inşaa etmesidir. Gel gör ki bugün ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önemini azaltmaya, yaptıklarını küçümsemeye, ya da kurduğu cumhuriyetin miladının dolduğunu düşünenler var... Bunları söylerken attıkları iddialar ise işin gülünç tarafı. Örnek vermek gerekirse; "Efendim Atatürk bu ülkeyi tek başına kurtarmadı, cumhuriyeti tek başına kurmadı, Atatürk'ü ilahlaştırmayın, Dünyada böyle abartılan lider yok, vs,vs" İşte bu sözler Atatürk'ün önemini bu ülkede hafifletmeye çalışan kimi yobaz, kimi emperyalizmin kıskacında olan, kimi de dış düşmanlarımızın maaşlı ajanlarına aittir. Sanki Atatürk, her şeyi kendisinin yaptığını söyledi veya böyle bir düşünceyle övündü ve millete bunu telkin etti de böyle sözler sarf ediyorlar. Atatürk değil Bizim başka milletlerden hiçbir eksiğimiz yok. Cesuruz, zekiyiz, çalışkanız, yüksek maksatlar uğrunda ölmesini biliriz. Millet ve biz yok, birlik halinde millet var. Biz ve millet ayr ı ayrı şeyler değiliz. Ve şunu kat'i olarak söyleyeyim ki bir millet, varlığı ve bağımsızlığı için herşeye girişir ve bu gaye uğrunda her fedakârlığı yaparsa, muvaffak olmaması mümkün değildir. Elbette muvaffak olur. Muvaffak olamaz ise o millet ölmüş demektir. Şu halde millet yaşadıkça ve her türlü fedakârlıkta bulundukça muvaffak olamaması hatıra gelmez ve böyle bir şey söz konusu olamaz" sözlerini söyleyen?Bunun gibi daha niceleri de var... İddiaları ortaya atanlar hep belli kalıbın adamlarıdır. Onlar da görüyor gerçekleri ancak ya farkında değiller ya da bir takım güçlere hizmet ediyorlar. "Atatürk'ü ilahlaştırmayın". Bu söz de son yıllarda moda oldu. Atatürk'ü ilahlaştırmaktan kastı nedir bunu söyleyenin acaba? Küreselleşme safsatası altında sömürülmeye karşı çıkarken Cumhuriyet'in ilk yıllarından örnek vermemiz mi yoksa okullardaki sınıflarda duvarda asılı olan Atatürk resmi mi? Evet bunlardan rahatsız olanlar var biliyoruz. Atatürk'ün ilke ve inkılaplarını modası geçmiş gibi gösterip yavaş yavaş teslim olma zihniyeti maalesef günden güne artıyor. Çünkü Atatürk'ün Cumhuriyet'i emanet ettiği Türk Gençliğinin bir kısmı toz pembe hayallere dalmış gidiyor. Bir kısmı ise uyutulmuş şekilde tarikatların gölgesinde yaşıyor. Üniversite sayısı artıyor ancak bilinçli mezunların sayısı azalıyor. Demokratikleşme adıyla kapitalizm ve yobazlık birlikte yutturulmak isteniyor. Ulusal servetlerimiz olan bütün fabrikalar hem özelleştiriliyor hem de yabancıların eline geçiyor. Halk uyanmasın diye tüm bunlara bir kulp takılıyor kabul etmessen "çağa ayak uyduramıyor" deniyor... Ne iktidar düzgün işlere imza atıyor ne muhalefet partileri samimi geliyor... Daha önce başa geçip başarısız olanlar koltuklarını bırakamıyor. Türkiye 1923 ten 1938'e yani 15 sene de yaptıkları ile en başta da dönemin milli ruhunun mirası ile ayakta kalabiliyor. İçeride ve dışarıda bunca düşmana rağmen halen ayakta durabilen bir Türkiye Cumhuriyet'i kaldıysa bunu en başta Atatürk'e ve kendisinin her zaman ifade ettiği gibi Türk Milletine borçluyuz. Fakat o millet bugün aranıyor ve tabii ki keşke Atatürk yaşasaydı, şimdi de olsaydı diye düşünmeden edemiyoruz... Umut ediyorum ki ulus bilinci ile tam bağımısız Türkiye'yi yeniden sağlayacağız, para,pul,marka,gösteriş derdinde olmayıp bayrak sevdası ile halkın sorunlarıyla düşüp kalkacağız. Umuyorum, Türk Tarihine ve Atatürk'e layık bir millet olmayı yalnız söz de değil uygulamada da başaracağız... Şimdi soruyorum 15 yıl 71 yıldan çok daha başarılı geçmiş öyle değil mi? Bu haber 684 defa okunmuştur.
|
SON HABERLERFOTO GALERİ
SİTE ANKETSON YORUMLANANLARVİDEO GALERİ
KÖŞE YAZARLARI
ASTROLOJİHAVA DURUMU
DÖVİZ
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
