(Şiir Cemal Süreya’ya aittir).
Türkiye'nin adı,
Soyadı yasasından beri
Atatürk adından
Soyutlanamadı;
1930'lu yıllarda
Etitürkiye;
1940'lı yıllarda
Atetürkiye;
1950'li yıllarda
Uditürkiye;
1960'lı yıllarda
Ötetürkiye;
1970'li yıllarda
Atatürkiye;
1980'li yıllarda
Adıtürkiye;
Mavi yolculuklar var bir de
O yunanı o güzel yolculuklarda,
Hemen her zaman:
Adatürkiye.
Cemal Süreya, Kısa Türkiye Tarihi olarak adlandırsa da bu şiiri, kısaca Türkiye'nin iç ve dış politikasını yansıtıyor aslında. Tarihte politika vardır fakat politikalar tarihi oluşturur. 2011’i bitirirken yazılmış olan bu yazının amacı, uygulanmış olan politikalar ve uygulanacak politikaları değerlendirmek değildir. Aksine dizelerle politikaların oluşturduğu tarihi gözler önüne sermektir. Şiiri birkaç kez okuduktan sonra söylediklerimiz anlaşılabilir.
1980’lerden sonra sadece adı Türkiye olarak adlandırılan varlık, yeni oluşum süreçlerine girmiş, yetiştirdiği -yeni-genç nesillerle milenyum diye adlandırılan çağa adım atmıştır.
1990’larda AB için avutulan bir ülke, 2000’li yıllarda yeni bir siyasi ivme kazanmış, komşularla sıfır sorun politikası üzerine kurulan stratejilerle yeni avuntular aramıştır. 2011’i bitirirken görülmektedir ki; sıfır sorun olacak komşu bile kalmamıştır.
Gelelim iç politikaya, geçenlerde bir televizyon programında birden bire 2011’in değerlendirilmesi yapılmaya başlandı. Çok ilginçtir ki, 2011’de olay olarak adlandırılan ilk olay Survivor olmuştu. 2011’e merhaba derken çok önemli olan olay buysa bu ülkede, 2011’i bitirirken değerli gösterilecek şeye şaşmamak gerek. Ve sonunda konuk şöyle diyor: (Norveç örnekmiş!) “Bir gün de manşetlerimizde, yarın geçici olarak su kesilecektir diye büyük puntolar görsek.” Ne alakası var değil mi iç politikayla? Evet, çok haklısınız. Bunun politikayla falan bir alakası yok ama amacımız sadece tezatlığı ortaya çıkarmaktı. 2011’den çıkarken aydın kesimden birisinin bu şekilde imrenmesi çok düşündürücüdür. Göstermek istediğimiz bulgu; yıllar geçtikçe, giderek realizm temeline oturtulan dünya siyasetinde, romantik elitler yetiştirmemizdir. Bu Türkiye’nin yapmış olduğu kadim bir hatadır. Siyaset değerlendirmesi yapılan programlarda duygusal konuşmaların yapılmasının hiçbir önemi ve icraatı yoktur, olmamıştır.
Sonuç olarak, amacımız şiire ekleme yapmak değil tabi ama bu vesile ile;
2012 yılında;
Mutlu yıllar Türkiye…
-Not: 2012’ye girerken; 72 milyonluk Türkiye yeni süreçler yaşamaktadır. Cemal Süreya’nın şiirini seçmemin sebebi onun, onar yıllık blokları çok iyi tahlil etmesidir. Birkaç kelime ile kocaman değerlendirme yapabilmiş olmasıdır.-